25 Ocak 2011 Salı

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Behramoğlu

...Reflection...


23 Şubat 2009 Pazartesi

Fotoğraf...

Geçenlerde okuyordum da...
Hayatımı 100 fotoğrafta özetlemeye kalksam hangi pozları alırdım? diyordu yazar...
Hangi pozları alırdım sahi ???


Fotoğraflara bakmaya her başlayışımda dalar giderim...
Her bir fotoğraf o kadar çok şey anlatır ki çünkü...
Bazen artık anılarla yüklenir daha fazla bakamamaya başlarım, bazen de tadına doyamaz saatlerce kendimi fotoğrafların başında bulurum...
Fotoğraflar hayatın özeti gibidir benim için...


Eskiden de çok severdim hem fotoğraf çekmeyi hem de bakmayı...ama o zamanlar fotoğrafları görene kadarki evre daha bi heyecanlı olurdu...bi de 3 makara film çeksen çok fotoğraf çekmiş olurdun...tatile gidersin, fotoğraflar çekersin heyecanla, hem tatil bitsin istemezsin ama hem de dönsem de şu fotoğrafları yaptırıp baksam diye bi heyecan vardır içinde...bak şimdi yazdıkça daha net hatırlıyorum o zamanlar da ne kadar severdim fotoğrafları, tüm anıları resimlere sığdırmaya çalışırdım...bazen fotoğrafları beğenmezdim, hayal kırıklığı olurdu sonuç, çünkü o anlar geri gelmezdi, kaçardı artık o anları yakalama fırsatı...bazen de arada çok beğendiklerim çıkardı, gözüm gibi bakardım onlara...ama genelde ilk heves bi süre tekrar tekrar döner bakar, bi süre sonra bi çekmeye-ama onlar için ayırdığım özel bir çekmeceye-koyardım...bakmazdım belki sık sık, ama emin olurdum istediğim anda onları orada bulacağımdan...


Şimdi ise çok daha kolay anıları fotoğraflara sığdırabilmek...Gerçi çoğu fotoğraf artık bilgisayar ekranlarına hapsolup kalıyor, ama yine de elinin altında her an anılara ulaşabileceğini bilmek güzel... ama diyorum ya her zaman bakamam ben fotoğraflara, mutlulukla birlikte garip de bi melankoli katarlar bana...


Hangi 100 fotoğrafı seçerdim sahi ???






"Ömrümün hülasası niyetine 100 fotoğraf seçsem, kimse eksik kalmaz...
Çünkü kimseyi oymadım albümümden; yırtmadım hiçbir resmi kenarından köşesinden...
Pişman olmadım çektirdiğim hiçbir kareden...
Raptettim zamanı, kenarı tırtıklı dikdörtgen bir kafese...
Fotoğraf denilen, kimsenin ölmediği o uzak ülkede... "



22 Şubat 2009 Pazar

Is it written?

Yağmur Herkese Yağar
Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Her Zaman Birkaç Kişi

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen Birkaç Kişi
Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan...


Murathan Mungan

30 Ocak 2008 Çarşamba

Yine yeni yeniden...

Bir sürelik aradan sonra bugün yeniden kendimi biseyler yazma isteginde hissettim...
Bremen de günler geciyor...Cabucak gecer dediklerinde, nasil gecer cabucak ya, dedigim 5 ay geride kaldi bile...Önümde yaklasik 3 hafta kaldi...Bazen bosluk hissine kapilip artik Istanbula geri dönme, düzenimi olusturma vakti geldi diyorum kendi kendime, bazen de hafif buruluyorum buraya alistigimi hissedip...
Rembertistrasse 97, 10, Viertel, Domsheide, Daimler, Sebaldsbrück, Bei den Drei Pfählen, Gastfeldstrasse 38, 2, Sögestrasse, Hochschule, Lagerhaus, Stubu, Modernes, Ostertorsteinweg, Sielwall, Piano, Schweinske, Paddy s, Hauptbahnhof, 8, Cruesemanallee, Cervantes, Schauburg, Hamburg, Repperbahn, Böttcherstrasse, Rathaus, Roland, Marktplatz, Schnoor, Schlachte, Barcelona, Weser, Spar, Penny, Extra, Becks, Hacke Beck, Caipirinha, Auf den Höfen,...
Her sabah Daimler e gelmek... Her sabah herkesle el sikismak... Baslarda yadirgiyordum, cekiniyordum ama son zamanlarda epey alistim...Moin, Mahlzeit, Tschüs, Schönes Wochenende, Schönen Feierabend, .... Önceden tahmin edemeyecegim kadar güleryüzlü insanlar...
Bana ne oluyor bilmiyorum...Buraya yazmaya baslayinca nedense hep güzel seyler yazmak geliyor icimden...Ama ne olursa olsun Istanbul u özledim, hem de Istanbul u benim Istanbul um yapanlarla....

1 Ocak 2008 Salı

Nice Mutlu Yıllara...

Yepyeni bir yıl....2008...
Tüm sevdiklerimle beraber çok güzel bir yıl geçirmek dileğiyle...

Umarım bütün bir yıl dünkü kadar güzel geçer ;)

25 Aralık 2007 Salı

İstanbul kaldığı yerden...

Pazar gecesi İstanbul'a geldim...Aslında öğlen gelecektim ama bitakım aksilikler dolayısıyla ancak 22:00'de indim uçaktan...Babam, amcam, Nesloşcum karşıladılar beni havaalanında...Eve geldiğimde de anneannem, dedem, yengem, annem... İlk geceden hepsini görmüş oldum, güzel oldu:) Aslında hesapta Irmak'ı, Yaman'ı, dayımla yengemi de görecektim ama çocukların okulu olduğu için onlar bekleyemediler tabi...
Neyse cuma akşamı dayımlarda toplanıyoruz yine hepimiz bir klasik olarak yılbaşı öncesi...Tekrar topluca aile saadeti...Çok kalabalık bir ailemiz olmadığı için böyle toplanmalar çok özel oluyor bizim için....Dayımlar, amcamlar, anneannemler, biz, bazen halam, Ümran teyzeler, Fatoş abla, İrem, Gizem, Ayperi teyze ile annesi....
Çocukken de doğumgünlerimi çok severdim o yüzden...Bütün ailem biraraya gelirdi, bazı çocukluk arkadaşlarım ve onların aileleri...Hiç bitsin istemezdim o gün...Ağlamaklı olurdum her doğumgünümün sonunda... Gerçi hala her doğumgünümün sonunda bi buruk olup hiç bitsin istemiyorum ya, o ayrı :)

Annem için de benim için de çok özeldir doğumgünleri, özellikle kendi doğumgünlerimiz... Çok mutlu olurum o gün hatırlanmaktan... Her telefon çalışında, her mesaj sesini duyuşumda ayrı bi heyecanlanır mutlu olurum... Benim günüm ya senede bi kere ötesi var mı :) Nermo çok iyi bilir benim doğumgünleri hassasiyetimi... Bi keresinde Bodrum'da tarih 15 inden 16 sına döneceği gece tam 00:00 da Bodrum merkezde olalım diye Nermoların meşhur yokuştan ayağımızda topuklularla bir koşuşumuz var ki... Hiç unutmam:) Bodrum'daki meşhur doğumgünlerim... Organizasyonlarında Eser'in büyük payının bulunduğu meşhur Bodrum doğumgünlerim, Şaziye, Havana, Gölköy'dü yanlış hatırlamıyorsam, iskelede çok güzel bir balık restoranında yediğimiz güzel yemek... Arkadaş... "Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş...Bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş...Dolduramaz boşluğunu ne ana ne kardaş...O en güzel o en sıcak duygudur arkadaş.........Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş...Bir gün gelip ayrılsak bile seninle arkadaş........." İel'le doya doya yaşadığımız, hepimizin hafızasına kazınmış hiç bir zaman unutmayacağımız ve yerini dolduramayacağımız efsane Bodrum tatillerimiz...

Bir de bayramları çok severim ben...Hele çocukken daha da severdim... Diyorum ya bütün ailem biraraya gelsin... Hep beraber olalım, her kafadan bi ses çıksın, curcuna olsun...Hem tek bir yer de değil... Bayram klasiği olarak anneannem, dedem, ben, annem, babam, klasik bir rotamız vardı...Oradan oraya...Çok severdim... Her akşam da halada toplanırdık...Sonrası da genelde ya benim Minelerde ya da onun bizde kalmasıyla sonuçlanırdı...Bayram klasiği....Zaman ilerledikçe ziyaret ettiklerimiz azalmaya başladı... Dedeciğimin zeytinyağlı dolmalarını yiyemiyoruz artık... Hayatın gerçeği... Ama olsun o güzel bayramları hep beraber yaşadık ya.... Dediğim gibi ziyaret ettiklerimiz azaldı, belki yerine yenileri geldi... Ama bayramlar hala çok güzel.... :)

Devam edeceğim...Yarın Boğaziçindeyim, sonra da Selenciğimle Taksim'de...
İstanbul'a dönmek, tüm güzellikleri kısa bir süreye sığdırmaya çalışmak beni biraz melankolik yaptı sanırım... Anılara daldıkça dalasım geliyor...
Ama diyorum ya İstanbul kaldığı yerden....
Bana bu güzelliği yaşatan, ve kaldığı yerden benimle devam eden herkese teşekkürler....

21 Aralık 2007 Cuma

Kar...

Kar da yagdi dün gece, Bremende noeli tüm güzellikleriyle yasamis oldum...Bugün de etraf bembeyaz..Cok soguk gerci ama ben mutluyum...Soguk bile cok dokunmuyor, yine de yüzümde bir gülümseme :)
Bugün yarin artik son hazirliklarimi yapip pazar sabahi Istanbula dogru yola cikiyorum...Hannoverden kalkiyor ucagim, gece yola cikmam gerekecek ucagim 10 civarinda oldugu halde...Ama olsun...Uykudan fedakarlik etmeye alistim nasil olsa...Cünkü günler uykuya cok fazla vakit ayiramayacak kadar kisa...

Daimlerdeyim su an...Ama heryerde simdiden tatil havasi hakim...Ogleden sonra pek is olmayacak gibi duruyor...Servisler de calismiyor zaten, sabah ofise gelene kadar donduk, yaklasik bi 15 dk kadar yürümemiz gerekiyor da...Oglen yemek isi de bu kosullarda zor gözüküyor...Normalde olsa epey kizardim... Ama dedim ya gülümsüyorum :)

Heryerde noel havasi hakim, insanlar mutlu... Herkesin birbirine en büyük dilegi huzur... Olmazsa olmaz...

Bremen...Weichnachten...Weihnachtsmarkt...Glühwein...Kar... Istanbul... Yeni yil... Yüzümde bir gülümseme :)

Frohe Weichnachten und einen guten Rutsch ins neue Jahr....

19 Aralık 2007 Çarşamba

Paris dönüsü yeni evimde ilk gecem...

Yeni evimde ilk gecem...
Tasınmam cok zorlu olmadı...Christian'ın arabasını ödünç aldık, Fofo ile Simone de yardım etti bana...Şimdi yeni evimdeyim...
Epey güzel sıcacık bir odam var...Kocaman pencerelerim var...Güzel mobilyalarım...Bir de I-pod icin hoparlörler...En cok bu hosuma gitti...Su anda bi yandan müzik dinliyorum bi yandan bilgisayar basındayım...Önceki evimi seviyordum ama sanırım bunu da sevecegim, hatta simdiden ısındım bile...Özellikle odama :)

Simone hazırladı akşam yemegini, eşyalarımı arabaya tasımaya yardım etti... Çok hoşuma gitti... Yılbasından sonra çaya giderim artık bi, artık İstanbul'dan da bi hatıra getiririm :)





Parisss...
Paris çok güzeldi...
Aykan, Fofo, Pia ile daha da güzeldi...


İlk gün Notre Dame, Rue de Rivoli, Louvre, Champs Elysee, Arc de Triumph, Eyfel, Bastille, .... Genel bir sehir turu yaptık... Pia, Fofo, ben... Aksamında Aykan'la Özlem bizi evlerinde ağırladılar... Aykancım okuyorsan tekrar sağol... Seni, seninle muhabbet etmeyi çok özlemişim... Çok güzel bir 3 gün geçirdik sayende....:)

İkinci gün, Louvre'a gittik ve Eyfel'e çıktık... Akşam Aykanlarlaydık yine, bu defa Dinayla da tanıştık...Son gün de Montmarte, Sacra Ceur, Moulin Rouge... Amelie'deki cafede şaraplarımızı içerek tamamladık Montmarte turumuzu...


Sonra tekrar Bremen....
Bremen, Paris, Bremen, yeni evim....





10 Aralık 2007 Pazartesi

Weichnachtsmarkt, Glühwein, Bremen...



Weihnachten Bremen'de çok güzel...
Marktplatz hiç olmadığı kadar kalabalık, hem de hafta ici hafta sonu demeden...Yürünmüyor neredeyse...Sosisler, patatesler, çikolatalar, şekerler, biralar, sıcak şarap (Glühwein), Eierpunsch, çerezler...Bi yandan da renkli renkli standlar...
Ben seviyorum bu şehri....

5 Aralık 2007 Çarşamba

Big girls don't cry...


Merlin ve Rodolfoyla'ydık bugün...
Önce yemek yedik, sonra bize geldik, bişeyler alıp...
Çikolata, şeker, abur cubur eşliğinde filmimizi izledik....
"Sterben für Anfaenger (Yeni başlayanlar için ölüm) "....
İngiliz komedisi...Artık ne kadar olursa...Eğlendik ama yine de....
Sonra da mikado oynadık...Simone de geldi...
Rodolfoyu merak ediyordu....
Günümüzün trendi İspanyolca...
Kimle karşılaşsak mutlaka bir iki cümle de olsa ispanyolca var...
Onlar da ayaküstü konuştular işte....
Evimi seviyorum...
Umarım yeni evimi de severim...
Yoksa fazla sevmesem daha mı iyi acaba....
Bak yine gece gece kafam karıştı....

¡Hasta luego!

29 Kasım 2007 Perşembe

Hamburg...König der Löwen...


....HAKUNA MATATA....keine Sorgen...
Hamburg 2007-11-28, 18:30 , Theater im Hafen

26 Kasım 2007 Pazartesi

Oktoberfest'ten...


Oktoberfest'ten hatıralar...
Gözüme ilişti de, hoşuma gitti....
Hem Selencigim, Evrim, Koray, Berk, onların arkadaşları....
Son gün de Christian'ın arkadaşları...
Çok güzel denk gelmişti....


Bremen'de bir pazar günü....


Evet, ilk ciddi yemek girişimim...
Fırında beşamel soslu tavuk!
Nası fena görünmüyor ama di mi...
Tam istediğim gibi olmasa da yapması olsun, yemesi olsun zevkliydi... En azından misafirlerim beğendi...Jannis ile Rodolfo...Deneklerim desek daha mı doğru olur acaba....:)
Hatta ikinci güne kaldı, daha da güzel oldu, demek biraz beklemesi lazımmış....
Güzel güzel sevdim ben bu işi, e zaten artık yavaş yavaş yemek repertuarımı genişletme zamanı geldi ;)


Bugün Paula in Paris'e gittik... Paula Modersohn-Becker'in sergisi...
Bremen Kunsthalle'deydi...Rodolfo ve Laura ile...
Şu Bremen küçük şehir... Biraz da bu yüzden seviyorum zaten...küçük ve sıcak...
Tam sergiye giriyorduk ki, önümüzden bisikletiyle Christian geçiyor, ayaküstü onunla konuştuk... Bu hafta yine Almanya turuna çıkıyor da, ama bu defa bizi almadan :) E bize de bu kadar Almanya turu yetti zaten....

Sergi güzeldi... Rehberle gezdik... Paula Modersohn-Becker 31 yaşına kadar yaşamış, 10 yıl boyunca resim yapmış... Yaklaşık 170 tablo vardı sergide...Paula Modersohn-Becker ve etkilendiği çeşitli ressamların tabloları... Rehberimiz çok iyiydi, hikayesiyle birlikte dinleyince daha anlamlı oluyor... Hoşuma gitti...

Sonra da çok çeşitli kahve ve sıcak çikolata çeşidinin olduğu bir cafeye gittik... Noel Bremen'de epey hissedilmeye başladı artık... Süslenmiş sokaklar, caddeler, çam ağaçları, ışıklar... Daha da güzelleşiyor... Haftaya da Weichnachtsmarkt -noel pazarı- kuruluyormuş... Kış falan dedik ama güzel bi dönemde gelmişim aslında... Önce Freimakt, şimdi de Weichnachtsmarkt... Şehrin en güzel, en hareketli zamanlarını yaşıyorum.... Artık merkezde dükkanları fln dolaşmanın vakti geliyor yavaş yavaş :)




Az önce de Dirty Dancing'i izledim... Daha önce de parça parça izlemiştim ama bu defa baştan sona izledim....Pazar günü tabi, bütün kanallarda filmler.... Sat1'de Karayip Korsanları vardı, başka bi kanalda Al Pacino ve Sharon Stone Casino...
Ama ben tercihimi Dirty Dancing'den yana kullandım ;) İyi de yapmışım...
Çok hoşuma gitti... Dans etmek gibisi var mı...
Bir an önce doya doya dansetmek istiyorummm...

18 Kasım 2007 Pazar

ÇeMBeR



Bugün epey uzun bi gündü...
Önce bit pazarına gidip bisiklet aldık :) Ama ne almak... Bu kadar acemi olunur ancak... Aslında ben ilk gittigimde alacagımı bile düsünmüyordum ya sonra gaza geldik aldık esrayla birer bisiklet... sonra da kilitlerimizi alıp şehrin içlerine dogru yola koyulduk....
İlk gün için fena da sayılmazdık... Du bakalım yeni zevkim bu... Belki keyfim oldukca işe bile bisikletle gider gelirim....

Akşamüstü pazartesi Daimler'e götürmek icin kek hazırlamak için Christian a gittim...Tabii ki bisikletimle :) Özellikle kısa mesafede süper oluyor... Önce alışveriş yaptık, sonra da mutfaga daldık... Peddy ile Raphi (Patrick ve Raphael :)) tavla oynuyorlardı... Paddy Lagerhaus da çalıstıgı icin tavla kültürüne uzak degil tabi... Sonra Paddy de bize katıldı, o bi yandan akşam yemegini hazırladı biz de bi yandan pastayı hazırladık... Ama tabii ki aksilik aksilik üstüne... Artık aksilik mi desek acemilik mi :) Puding hazırlamaya çalışırken önce ocağa koyduğum sütü yakarak başladım, sonra tencerenin dibini kazımak bana düştü tabi....Sonra da bi iki ufak aksilik... Paddy'nin dediği çok hoşuma gitti ama "Schmeisswegtag" ...

Paddy aşçı bu arada, Christian'ın vok ve sebzeleriyle biraraya gelince ortaya epey lezzetli bişey çıktı tabi... oysa ki ben bu akşam az yiyecektim :(

Evin de geleni gideni eksik olmuyor... O yüzden cok seviyorum orada vakit gecirmeyi... Yine spontane gelisen misafirler spontane gelişen programlar... Campari.... Scharade... Markus'un Türkçe de epey iyiydi bu arada, heralde Almanya'da rastladıgım en düzgün Türkçe konuşan kişiydi....

Gece Esra ve Dilşen le biraz dans ettikten sonra evimdeyim....
Bu hafta sonu SiSi yok... Ev benim yani :)
Sevgili odamda belki de son günlerim :( Evde yalnız olmayı seviyorum bazen... Şu anda da müziğimi dinleyip buraya bişeyler yazıyorum işte....




12 Kasım 2007 Pazartesi

Durch das Deutschland....



Ich packe meinen Koffer und nehme eine Zahnbürste, eine Gleitcreme, einen Regenschirm, Apfelsaft, meine dritte Zaehne, einen Wagenheber, Schafsfell, meine Sonnenbrille, Bamboosmatte, zwei Paar Socken, eine Packung Gummibaerchen, mein Krimi, meine Vision, mein Fotoapparat, meinen Stoffhase und meinen grünen Puli mit :)

Hala hatırlıyorum valla:)

Kısa bi Almanya turundan sonra yine Bremen'deyim...
Darmstadt, Ingolstadt, München, Darmstadt, Düsseldorf ve Bremen...

Christian'ın Audi ve Münih Teknik'teki görüşmeleri amacıyla gittik gerci ama, bizim icin daha çok araba yolculugu, Christian'ın arkadaşlarını tanıma, onlarla vakit geçirme şeklinde bi gezi oldu...

İlk gece Darmstadt'ta Catherina' da kaldık, ikinci gece Ingolstadt'ta Audi'den Markus, ücüncü gece Münih'te Wolfi ve Innes, son gece de Darmstadt'ta Thomas, Dö ve Vici'de kaldıktan sonra cumartesi Düsseldorf'a ugrayıp kahve makinasın aldıktan sonra akşam Bremen'e döndük....

Hava epey soguktu, hatta Münih'te gece donma tehlikesi bile atlattım, titreyerek bi uyanışım vardı, ağlamaklı oldum valla ya... Münihte kara bile denk geldik hem de epey....Bu kışın ilk karı :) Fotograflar var aslında ama yarın Fofo'dan alıcam, bakalım...

Gecen haftaki biraz daha sıkıntılı halimden normale döner gibiyim... Yarın yeni bi hafta başlıyor bakalım... İşler nasıl gidecek bu hafta.... Onun dışında haftanın programı şimdiden yapılmış durumda...Biraz yogun geçecege benziyor ama, yogunluktan şikayet etmemeye karar verdim, çünkü ben buna alışmışım, başka türlüsünü bünyem kaldırmıyo....

hmm can sıkıcı olan bi tek ev bulmam lasım...bakalım yarından itibaren ortalıga haber salıcam, bi de su siteden falan...cok zor olmaz diye tahmin ediyorum..burda rahatım yerindeydi gerci ama bakalım...deişiklik, belki de fena olmaz...insana düzenini değiştirmek zor geliyo sadece...
:) İşe bak Bremen'de bile düzenim oluştu...İnsan alışıyor ya...

Bugün Mi'den gelen maili okudum, fotograflar da göndermiş...Viele liebe Grüsse aus Peking... Çin'e gidecek olursak bi kapımız var artık...Bremen'de geçirdiğim zaman kısa ve güzel bi rüya gibiydi...Buraya geldim ve hemen hayata koyuldum bile yazmış...

Ööle gerçekten de, rüya gibi...

5 Kasım 2007 Pazartesi

Yasamin Kiyisinda - Auf der anderen Seite...




Film Hamburg-Bremen-Istanbul ücgeninde geciyor...Ne zamandir gitmek istiyordum zaten..Sonunda dün gidebildik...Cok hosuma gitti...Bu filmi Bremen"de izleyebilmek epey hos oldu...Filmde filmi izledigin sinemanin bulundugu caddeden sahneler var...

Ve müzikler... Kazim Koyuncu-Sevval Sam... Ben seni sevdigimi de dünyalara bildirdim... Cok güzel gitmisti filme... Özellikle son görüntüler cok cok etkileyiciydi...

2 saate o kadar cok sey sigdirmis ve bence o kadar güzel kurgulamis ki...ince detaylarla... güzel güzel mutlu oldum :)

Üzerimdeki karamsar havayi atar gibiyim...bu da güzel bi gelisme...

Yarin Ingolstadt a dogru yola cikiyoruz...Audi ye gidiyoruz... Darmstadt, Ingolstadt, Regensburg, Münih, belki Frankfurt var rotamizda...Bakalim...Cumartesi aksamina kadar yollarda olucas...


1 Kasım 2007 Perşembe

Gecen gün düsündüm de....



Gecen gün düsündüm de....

Kavusacabilecegini bildigin zaman özlemek de güzel....
Özlediklerime....

Don't let me be misunderstood....


Doncha know that no one alive can always be an angel?

Güsel şarkı....


Aiesec Information Evening....

Halloween...Paddy's...Karaoke...
Yazınca bazı seyler anlamını yitiriyor ya, sadece not alıyorum...
Yazarken düsünüyorum, olayları yeniden yasıyorum, hayal kuruyorum ya.... O yüzden yazmak hosuma gidiyor...
Sadece yeniden anımsamak, hissetmek, gülümsemek icin...

She will be loved basladi....bu sarkıyı seviyorum....

:)

11 Ekim 2007 Perşembe

Bavulları hep toplu durmalı insanın...




Do. 11.10.2007


Can Dündar'ın şiiri...
Yazacaktım aslında buraya, ama sonra çok karamsar geldi...
Hayat o kadar da karamsar olmaya değmez aslında, ben mi diyorum bunu...en azından şimdilik öyle geliyor, bozmayayım keyfimi...
Ama yine de seviyorum..


Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...